18 Eylül 2010 Cumartesi

İzin Ver



Bir kağıda güneşi çizip bulutlu bir günde gökyüzüne kaldır
Cama da asabilirsin , yeterki o ısığı gözlerinin görmesine izin ver
Cocuklara yemek oncesi seker vermeyen ebeveynlerden olma
Sigara oncesi sevişmek bir mecburiyet olmasın , izin ver
Müzik ruhun gıdası ama hangi müzik ,
Her müzikle rakı gitmez , ruhuna kota koyma, izin ver
Her yolun bir sonu oldugu gibi ,
Her son da bir yolun baslangıcıdır ,
İzin ver hayatının çıkmaz sokaklarına
Bir çıkıs her zaman vardır
Kabul , zamansız olabilir, zor olabilir , sancılı olabilir
Zaman herşeyin ilacı derler, inanmam
Zaman hayatı senden geri vermemek üzere alır
Zamansız sıkıntılar zamansız çözülür ,
Yeterki sen çözmeye calısan ne olursa , kim olursa , nasıl olursa
İzin ver.

TERDEM

2 yorum:

  1. Adsız dedi ki...


    Yapraklar ört üstüme
    Birlikte derin bir uykuyu fısıldayalım
    ben aşkı ancak öyle hatırlarım…

    Karanlık gibi uysal!
    Karanlıkta kan emen,
    Yarasa aşklar !
    Hazımsız kadınlar yapayalnız erkekler…
    Yanlış tanrıya tapan ataerkiller!

    Hayal kadınlar müzesinde bekliyorum, (saat 17:05)


    Ara Bellek:

    Aşkın yara izi kuruyor
    bir başka vebalının dokunuşuyla
    trafik lambaları bile yalan söylüyor bu şehirde...

    Sevişmekle başlıyor ilk günah
    ve yaşamı oynuyoruz
    sen, ben
    kırmızı başlıklı mevtalar…

    Her kim ne kadar alacaklıysa
    bir o kadar günahkâr…


    ---

    Şehrin bir yanında oynaşıyor dişi-erkek kancıklar
    Atlasın öte yanında çocuklara misket dağıtıyor uçaklar
    Ve Sen kim bilir
    Hangi gölgelerin altındasın.

    ---

    Final:


    Milim kaçsa ustura,
    topallıyor Aşk.
    İnce topukların çınlıyor
    Kirli mozaiklerde

    Kaç kez okşadım
    dokunduğun tırabzanları (Saat 19.30)

    Dar yolların
    ikindi suskunluğu
    Asılsız metanet öyküleri
    Dostların “zaman iyi gelir” avuntuları
    Sigara, alkol
    Acı ve sükûnet… (Bana endorfin lazım)
    ...
    kat aralarına sinmiş keder,
    asık yüzlü kahverengi kapılar
    ve her gün kokladığım
    solgun bir şal
    naftalin ve şefkatle büyüttüğüm...

    (Tel örgülerle ayrıldığımız gece
    Öldüm ben)

    Gökçehan Daçe

    YanıtlaSil
  2. Bul o gölgeyi dostum ve geri gelme, bilirim seversin bunalmayı sıcaktan ama gölgede kal...daha fazla kavrulmaya mesakat lazım... o da yorucu oluyor biliyorum.Artık o kadar genç hissetmiyorum dostum :)

    Asık yüzlü kahverengi kapılara giden yollarda hep tel örgü vardır bahçeleri ayıran çocukluğumdan kalan.
    Ne ölümden korku var, ne yaşamaya cesaret...

    Yinede izin verdiğin için teşekkürler, cesaretime paylaşmaya dair

    Yürek çıkmazlarındaki kadim dostum benim.

    HTGİBG

    YanıtlaSil